• Tarih: 2012 Jan 08

Evlilikte Yaş Farkı


           

       

 

 

 

 

Bazen çok farklı yaşlardaki iki insan, iki bedendeki bir ruh gibi, uyum sağlayabiliyorlar. Daha sağlam bir aile için ne yapabiliriz?

 

Evlilik aşamasında olan her gencin kendisinden sorduğu ilk soru budur, daha sağlam bir aile kurmak için ne yapmalıyım? İşin ilginç tarafı da akıl, din ve bilimin bu soruya verdiği yanıtın aynı olmasıdır. Cevap çok basittir: “aynı seviyede olduğun kişiyle evlen”. Aynı seviyede olmak, yani sosyal, ekonomik ve kültürel bakımdan ortaklıkların çok olması.

 

Evlilik, iki insan ve iki ailenin birbirine kenetlenmesidir, bu kurumun ana unsurları, kadın ve erkektir. Doğal olarak da bu kurumu oluşturan ana unsurlar arasındaki ortak yönlerin çok olması bu kurumun sağlamlığını artıracaktır, felsefecilerin deyimine göre “türler birbirini cezp eder”.

 

Aynı şekilde, bu iki rükün, yani kadın ve erkek arasındaki farklılıklar çoğaldıkça da ailenin kalitesi o kadar düşecektir.

 

Bilim ve tecrübe, ailelerdeki sürtüşmelerin çoğunlukla kadın ve erkek arasındaki farklılıklardan kaynaklandığını gösteriyor dolayısıyla kadın ve erkeğin pekişmesini sağlayan faktörleri evlenmeden önce tanıyıp bilmek çok önemlidir. Bu faktörlerin birisi de yaş farkının az olmasıdır.

 

Kuran ayetlerini inceleyen tefsir âlimlerimiz, kurandaki evlilik ayetlerinde bu konuya değinildiğini söylerken bu konunun önemine birçok hadiste değindiğini evlilik hakkındaki hadislere bakarak rahatlıkla görebilirsiniz.

 

Peygamber efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: Sizinle eşit olan birisiyle evlenin.

 

İslam’ın birçok hükmünde olduğu gibi bu konuda da İslam’ın insanları akıl ve örf’e yönlendirdiğini söyleyebiliriz. İnsanların tecrübeleri ve toplumdaki gerçekleri göz önünde bulundurduğumuzda, en uygun eşin, ortak yönleri çok olan eş, olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

En uygun yaş farkının 3-4 yaş olduğunu söylemek bu konudaki en gerçekçi yaklaşımdır. Bunu söylerken yaş farkının bir iki yaş fazla veya eksik olduğu durumlarda evliliğin iptal edilmesi gerektiği değildir, hatta belki de diğer bütün engellerin olmadığı bir ortamda yaş farkının hiçbir önemi de kalmayacaktır ama genel olarak 3-4 yaş fark, uygun bir farktır. Ama bunu da söylemek gerekiyor ki evliliğin sağlığını sadece yaş farkının az olmasıyla güvenceye almak mümkün değildir, bir evliliğin sağlıklı olabilmesi için yaş farkı sadece bir unsurdur ve ancak diğer birçok gerekli unsurla birlikte sağlıklı bir evlilik gerçekleşebilir.

 

Büyük sorunlar yaşayan ve yaş farkının 13, 15, 20, 25 olduğu evliliklerle çok kez karşılaşmış olabilirsiniz.

 

Yaş farkının fazla olmasının doğurduğu sorunlara değinecek olursak, aşağıdaki sorunları sayabiliriz.

 

1- Diyalog Kuramamak.

 

Yaş farkının çok olması, eşlerin birbirini anlamasını önemli ölçüde etkiliyor. Yirmi yaş daha büyük olan birisi, doğal olarak birçok konuyu daha iyi anlayacaktır veya en azından böyle zannedecektir dolayısıyla da eşinin görüşlerine karşı gerekli saygıyı göstermekte zorlanacaktır. Maalesef bu tür evliliklerde en sık rastlanan sorunlardan birisi de yaşça küçük olan eşinin düşüncelerine gerektiği gibi değer verilmemesi veya küçük düşürülmesidir.  Bu sorunun bir etkisi olarak da yaşça küçük olan kişinin kendisini yetersiz hissetmesi, psikolojik sorunlar yaşaması ve kendine olan güvenini yitirerek ailedeki rolünü gereğince yerine getirmemesidir. Bu söylediklerimiz, genellikle birbirini anlamayan ve gerekli işbirliği göstermeyen eşler için geçerlidir.

 

2- Fiziki Uyuşmazlıklar.

 

Yaş farkının fazla olduğu durumlarda eşlerin her birinin fiziki olarak farklı dönemlerde olması kaçınılmazdır, örneğin 17 yaşındaki bir genç kız, daha gençlik yıllarını yaşarken 35 yaşındaki bir beyefendi, orta yaş sınırındadır. Genç olanın genellikle aktif olmasına karşın diğeri çok daha çabuk yoruluyor. Ama asıl sorun doğal olan bu yorgunluğun genç eş tarafından yanlış algılanarak tembellik veya sorumsuzluk olarak değerlendirilmesiyle başlar. Doğal olarak sorumsuzlukla suçlanan kişi de bu suçlamayı çok insafsızca bularak itiraz edecektir ve bir anda evin huzurlu ortamı çok gergin bir ortama dönüşecektir.

 

3- Uyuşmazlık.

 

İki genç, hayatlarını birleştirdiklerinde genç oldukları için birbirine karşı çok esnek davranabiliyorlar. İnsan, küçük yaşlarda ince bir fidana benzer, birçok değişikliliğe müsaittir ama büyüyüp ağaç gibi sertleştiği zaman, artık onu hiçbir yöne eğemezsiniz.

 

Peygamber efendimize iman getirenlerin çoğunlukla gençlerden oluşması, bu gerçeğin somut bir örneğidir.

 

İki genç, evlendiğinde birbirine uyum sağlamak için ellerinden geleni esirgemiyorlar, birbirlerini dikkate alıyorlar ve karşı tarafı memnun edecek şekilde davranmaya çalışıyorlar ama yaşın ilerlemesiyle insandaki esneklik de azalarak evlilik hayatında birçok sorunun meydana gelmesine sebep oluyor.

 

4- Kötü Zan.

 

Maalesef bazen yaş farkının çok olması, eşlerin birbirlerine karşı kötü zanlara kapılmasına sebep oluyor, işin acı tarafı da bu zanların çoğunlukla hiçbir kanıta dayanmamasıdır.

 

5- Fiziki Doyumsuzluk.

 

Evliliğin bir amacı da kişinin fiziki birtakım ihtiyaçlarını doğru şekilde gidermesidir. Bu da, her ne kadar bazı kişilerce küçümsense de, aileyi ayakta tutan en önemli faktörlerden birisidir, ama yaş farkının çok olması doğal olarak bir tarafın fiziki olarak bu ihtiyaçları daha az hissetmesine sebep olduğu için diğer tarafın bu konuda mağdur olmasına ve yeterince tatmin olmamasına sebep olacaktır. İlk bakışta önemsiz gibi görünen bu sorun, birçok kişinin aile hayatını sonlandıran en etkin sebeplerden birisidir. Kadınların psikolojik depresyon yaşaması ve gerekli takvaya sahip olamayan kişilerde ise maalesef yanlış yola kaymaları, yaş farkının çok olmasının tetiklediği bir olumsuzluktur.

 

6- Amirane Davranışlar.

 

Yaşça büyük olan kişi kendisini daha tecrübeli ve daha bilgili gördüğü için sürekli eşine emretmek zorunda olduğu düşüncesiyle, ona bir amir gibi davrandığı zaman, genellikle kişisel zevklere dayalı bu emirler, ailenin dengesini bozmak için yeterlidir.

 

Büyük olan, küçük olanı yetiştirmek zorunda olduğunu zanneder, ama karşı taraf, onunla bir hayatın paylaşılmasını bekler. Kadın veya erkek, bir baba veya anne gibi davrandığı zaman karşısında bir eş görmek isteyen diğer taraf, doğal olarak bu hayattan kaçmak isteyecektir.

 

Birbirinin eksiklerini tamamlamakla yükümlü olan eşlerin karşılıklı olarak birbirinde gördükleri yanlışlıkları hatırlatmaları çok doğal ve olması gereken bir davranıştır ama kadın veya erkeğin sürekli bunu yap veya bunu yapma demesi, bu dengeyi bozacaktır.

 

7- Utangaçlık.

 

Bu tür ailelerin yaşadığı bir diğer sorun ise yaşça küçük olan kişinin rahatsız edici bir utangaçlığa yakalanmasıdır, bu gibi evliliklerde genellikle yaşı çok küçük olan tarafın, söylemek isteyip de bir türlü söyleyemediği sözlerle çok rahatsız bir hayat sürmek zorunda kalıyor. Buradaki sorun ise sadece bununla sınırlı kalmayarak kişinin eşine söyleyemediği sorunları evin dışına taşımasıyla baş gösteriyor, bu sözleri başkasından duyan büyük eş, eşinin aile sırlarını başkalarına açtığını düşünerek rahatsız olacaktır ve doğal olarak bunu eşine yansıtacaktır.

 

Söylenmeyen sözler, kişinin göğsüne ağırlık ederken bu sözlerin aile dışında açılması bazen çok olumsuz olaylara da meydan açabiliyor.

 

Birbirinin sorunlarını dinleyen eşler, inanılmayacak derecede rahatlayarak hayattaki birçok zorluğa rahatlıkla katlanırken bu eksikliği yaşayan eşlerin çok küçük olumsuzluklara aşırı tepki göstermesi gözlerden kaçmayan bir gerçektir. Eşlerin birbiriyle konuşabilmesi, aile hayatını sigortalıyor.

 

8- Aşırı Hakların Tanınması.

 

Bu tür ailelerde yaşanan diğer bir sorun ise yaşça büyük olan tarafın küçük eşini hayata bağlamak için onun bütün isteklerini yerine getirmesidir. Bu durum, küçük olan eş tarafından fark edildiğinde ise genellikle istismar edildiği için bazen büyük eşin artık kendisini bu konuda yetersiz hissetmesine ve bir noktadan sonra da artık sabretmeyerek eşinden vazgeçmesine sebep olabilir.

 

Bu tür ailelerin, çocukları üzerindeki olumsuz etkiler çok fazladır ama kısaca bir örnek vermek istersek, çocukların sömürmeğe müsait yetişmesine değinebiliriz.

 

9- Korku ve Güvensizlik.

 

Bazı evliliklerde yaşça küçük olan kişinin eşinden korktuğunu görebiliriz. 13 yaşındayken 30 yaşındaki birisiyle evlendirilen bir bayan, eşinin ölümünden sonra hayatı, boyunca eşinden korktuğunu anlatırken, eşinin ölümünden hiç etkilenmemiş gibi görünüyordu.

 

10-   Diğer Olumsuz Etkiler.

 

Eşler arasındaki büyük yaş farkı genellikle hayatın sonlarında kendisini gösteren birtakım olumsuz etkiler doğuruyor bunların bir kısmı ise şunlardır:

 

A: Pişmanlık.

 

Bu tür evliliklerin beraberinde getirdiği sorunların çok fazla olması, genellikle bu tür evliliklerin pişmanlıkla sonuçlanmasına sebep oluyor.

 

B: Beklenmedik sorunlar.

 

Eşi vefat eden bir bayan, şöyle anlatıyordu: Benden yaşça çok büyük olan eşimle hiç mutlu bir hayat yaşayamadım, sürekli tartışma, sürekli huzursuzluk ve kara günler, evlilik yıllarımdan hatırladığım tek şeydir. Eşimin ölümünden sonra ise şimdi, oğlum yakamı bırakmıyor ve eşimle sürekli tartıştığım için beni, onu öldürmekle suçluyor, her ne kadar babasının yaşça çok büyük olduğunu ve fazlasıyla yaşadığını söylüyorsam da bir türlü beni rahat bırakmıyor, kısaca hayatında kendisinden çektim şimdi de oğlundan çekiyorum.

 

C: Suç’a yatkın, çocuklar.

 

Bu tür ailelerde görünen diğer bir sorun ise çocukların suç işlemeğe daha meyilli olmasıdır.

 

D: Ayrılık.

 

Bu tür evliliklerin kapısının hemen önünde bekleyen en büyük olumsuzluk, boşanmaktır. Birbirini daha fazla tahammül edemeyen bu tür eşler, çok çabuk ayrılabiliyorlar.

 

Dinin Bakışı.

 

İslam dininin öğretileri, yaşça çok farklı olan eşlerin evlenmelerini yasaklamıyor, ancak insanları bu konuda titiz davranmaya davet ediyor. Yasak yok, ama tavsiye de yok. İslam dini, ortak yönleri fazla olan evliliklerden yanadır, bunu evlilik hakkındaki hadislerde rahatlıkla görebilirsiniz ancak bu kapıyı da tamamen kapatmamıştır. Bunun sebebi ise, bazı durumlarda bu tür evliliklerin kaçınılmaz olabilmesinin yanı sıra, bazı durumlarda çok farklı yaşlarda olan iki insanın iki bedendeki bir ruh gibi uyum sağlayabilmesidir. Bunun canlı bir örneği olarak Hz. Muhammed’in (sav) Hz. Hatice ile olan evliliğini gösterebiliriz. Bu mükemmel çift, aralarındaki büyük yaş farkına rağmen, örnek bir aile hayatı sürerek, İslam dini gibi büyük bir armağanı insanlığa sundular.

 

Hz. Hatice, bütün servetini, İslam yolunda harcarken peygamberin en zor günlerinde o hazretin yanında oldu ve sadece malıyla değil, bütün varlığıyla kendisini kocasının yolunda feda etti.

 

Ancak, bu tür ailelerin sorunlarının büyük ölçüde danışmanlık aracıyla çözülebildiğini söylemek gerekiyor.

 

Yeni evlenmek isteyen kişilerin daha huzurlu bir hayat için bu konuya yeterli özeni göstermelerini tavsiye ediyorum.

 

Son söz olarak, yaş farkı çok olan eşlerin mutlaka aile danışmanlarına başvurmalarını ve daha mutlu bir hayat için gerekli yardımı almalarını tavsiye ediyorum. Daha mutlu bir hayat umuduyla.

 

Zehranet.

  • Sayı(1) AvgRating
    4 4 4 4 4
    İmtiyazınız
    Ad:


    Soyad:


    Yorum:
          Yorum Listesi
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved